Türkiye’nin sahip olduğu önemli futbol figürlerinden Oğuz Çetin, milli takımlar eski sorumlusu Fatih Terim’in yardımcılığını yaptığı döneme vurgu yaparak, arka planda bırakıldıklarını belirtti
19 yıllık futbol yaşantısında 7enerbahçe kaptanlığına kadar yükselen başarılı bir özgeçmişe sahip eski milli futbolcu Oğuz Çetin, antrenörlük hayatında son dört buçuk yıl Milli Takım’da Fatih Terim’in yardımcısıydı. Ne var ki ‘İmparator Terim’le çalıştığı dönemde de hep eleştirildi. Aksiyon dergisinden Behram Kılıç’ın sorularını yanıtlayan ‘İmparator’ çarpıcı açıklamalarda bulundu. İşte söyleşiden öne çıkanlar:
Mayıs 1996’daki meşhur Trabzonspor maçı. Gönderileceğinizi bile bile Trabzon’a gittiniz. Yenilseniz bütün sorumluluk siz ve Aykut’a yüklenecekti...
Organizasyon yapılmıştı, yenilsek bizi uçağa almayacaklardı. 7enerbahçe camiasına karşı sorumluluğum vardı. Kişilere kızgınlığım futbolu etkilememeliydi. Kişiler geçici çünkü. O gün Allah’ın bir lütfu. Yeniyoruz. İki kişinin üzerine oyun oynanıyor ve o iki isim golü atıyor. Hocamız (Parreria) o hafta bana özel frikik idmanları yaptırdı. 55. dakikada ceza sahası üstünden ben vurdum, top ağlara gitti.
Maç bitince Aykut’un unutulmaz açıklamaları oldu...
Evet. Maçtan sonra bizim başımıza gelebilecek hadiseler, Trabzon’un başına geldi. Arkadaşlara dedim ki ‘sevineceğiz ama ölçüyü kaçırmak yok.’ Çünkü onların yerinde biz olabilirdik. Aykut da Türk futbol tarihinin en önemli konuşmasını yaptı. O bile bizim aleyhimize kullanıldı. Dediler ki ‘sevinmediler.’
F7’den ayrılırken hiç ses çıkartmadınız...
Bizim mukavelemiz devam ediyordu. İstesek kalırdık. Ama yönetim üzerinde baskı olur, camia bölünürdü. Biz ahlaklı insanlarız, F7’e kaos ortamı yaşatmayız.
7enerbahçe’ye gelişiniz erken miydi?
Bugünkü Oğuz ile o günkü Oğuz aynı değil. Hem antrenörlük hem de olgunluk anlamında büyük fark var. O gün camia huzursuzdu. Bütün bunların olduğu ortamda sen toy olmasan bile böyle bir F7’in içine ilk adımı atıyorsun. Ama hayır, hiçbir başarı bütün unsurlar biraraya gelmeden olmuyor. Düşünün, benim gibi örnek spor adamı maçta takım elbise giydiği için bir ay cezalandırıldı. Benim en büyük hatam, başkanla abi-kardeş ilişkimiz, dostluğumuzdu, F7li olmamdı. Kesinlikle yanlış karardı. Bugün daha farklı noktalarda olmam gerekirdi.
7enerbahçe’de size bir hak verildi ve bu hakkı kullandığınızı düşünüyor musunuz?
Görüntü o. Bu hakkı ben tekrar geri alabilirim. Nasıl alırım? Eğer bu meslekte istediklerimi yapabilirsem gün gelir o hakkı tekrar geri alırım.
7enerbahçe’yi çalıştırmış birinin Fatih Terim’in yardımcısı olması handikap mı?
Fatih Hoca, Türkiye’nin en kariyerli hocası. Fatih Hoca ile çalışmanın bana çok getirisi oldu. Fatih Hoca gibi tecrübeli ve pratikte çok başarılı olmuş bir insanla çalışmak, 58 uluslararası maça çıkmak, Avrupa Şampiyonası yaşamak, UEFA organizasyonlarına gitmek, UEFA antrenörlük eğitimi almak, 750 saati aşkın derse girmek... Dört buçuk yılda büyük kazanımlarım var. Fatih Hoca bana mesleki anlamda çok şey kazandırdı.
Terim ile çalışırken zorlandınız mı?
Zorlanmadım dersem yanlış olur. Ama kamuoyunda görünen Fatih Hoca ile bizim içimizdeki Fatih Hoca çok farklı. Çalışmalarımızda, inan bana, işleyişin direkt içinde olan benim. Her zaman, ki Metin Hoca da öyle, Müfit Hoca da öyle, ama ben daha aktif, her zaman fikrini söyleyen, direten, konuşan, etkin olmaya çalışan bir yapıdaydım. Fatih Hoca bu konularda dışarıya karşı bizi korumamış olabilir, ki korumadı. ‘Bunlar konuşmaz, susar’ gibi eleştiriler oldu. O tip şeyler söylendiğinde ekip başı çıkıp ‘bir dakika kardeşim! Siz ne diyorsunuz? Oğuz şöyledir, Metin böyledir’ falan demeliydi bana göre. Demedi.
Herkes böyle düşündü...
Şöyle haklılar. Hocanın dışarıdaki imajı bu. Kimseyi dinlemez, dominant. Öyle bir şey yok. Kamplara girmeden önce yapılan bütün çalışmalar benden geçerdi. Tabii ki son karar hocanın. Kadro oluşumu, oyuncu takibi, oyuncularla ilgili direttiğimiz konular. 90 dakika içinde de çok aktiftik. Oyunun gidişatına tesir edecek kararlar aldık.
Bu yaptıklarınız da sizi vicdanen rahatlatıyor mu?
Çok rahatım. Biz ne dedik? Fatih Hoca ile geldik, Fatih Hoca bıraktığı gün, biz de bıraktık. Ama hiç kimse de demedi ki Fatih Hoca’dan sonra Oğuz Hoca, Metin Hoca devam edebilir. Demediler. Niye? Çünkü biz dört buçuk yıl boyunca işimizi yaptık. Geri planda kaldık. Ekip başı ekibini korur. Oradan biri öttüğü zaman o öten kişiye haddini bildirir. Ama bildirilmedi. Bildirilmemesinin sebebiyle biz geri planda kaldık.
Sizi gündeme kim getirebilirdi?
Bunu biz yapamayız. Bunu yapacak kişiler; ekip başı yapar, ona yakın olan kişiler belki yapar. Ama gidip ben kendimi kamuoyuna anlatamam. O yanlış olur. Piontek-Fatih Terim döneminde hiç başarı yok. Ama Fatih Hoca, Piontek’ten sonra göreve geldi. Bizim dönemimizde Avrupa üçüncülüğü var. Dolayısıyla bu iş tamamen kendini ifade edebilme, kamuoyu oluşturabilme meselesi. Onlar yabancı hocayla çalışmanın avantajını yaşadı, biz saygı duyduğumuz bir büyüğümüz ile çalışmanın dezavantajını yaşadık. Kimse yanlış anlamasın. Fatih Terim ile çalışmak büyük bir avantajdır. Ancak kendi içimizde avantajdır. Tecrübe ve pratik açısından.
Siz her zaman yanındaydınız...
Eğer bir ekipsek ekip başına çok iş düşüyor. Yanındakileri korumak, onurlandırmak ekip başının görevidir. Ama biz bunları minimum yaşadık. Mesela, Avrupa Şampiyonası’nda Çekler’i yenip gruptan çıktığımız zaman ekip olarak basının karşısına çıkabilirdik. Çıkmadık. Hoca öyle uygun gördü.
Egosu sizi rahatsız etti mi?
Ben Avrupa gördüm, eğitimliyim, belli bir tarzım var. Ama Türkiye bu değil ki. Şimdi Türkiye’de ben hocamı yadırgamıyorum ki. Hoca kavgacı kimliğini öne çıkarmasa bunları nasıl elde edecekti ki? Basınla, yöneticiyle, oyuncuyla mücadele etti. Yani Türkiye’de sistemsizlik sistem olmuş.
Hocam o zaman sizin hiç şansınız yok...
Var veya yok. Benim gibi bir insanın ortaya koyduklarından sonra farklı konumda olması lazım. Ama burası Türkiye.
Aksiyon Dergisi, Behram Kılıç'ın mülakatı
Taraf Gazetesi İnternet sitesinden alıntı
not: Milli Takım ana başlığı altına açtım konuyu çünkü Türkiye Futbolu ya da Türkiye Sporu temalı ana başlık yoktu.
hocayla işleri bitti konuşurlar şimdi. bunları 6 ay önce söyleyecektin tabii yemedi o zaman söylemek.
Galatasaraylılar ölür, Galatasaraylılık ölmez.
geçiniz...
testi kırıldıktan,ortaklık bozulduktan sonra konuşanlara ADAM denmiyor maalesef...
kariyerinde yaşayabileceği en üst düzey görevdi Fatih hocanın yardımcılığı...
adam olsalar kimsenin arkasından konuşmazlar. kınıyorum.
![]()
Seni Üzenleyin Topu Patyasın, Sekeyi Çamuya Düssün, Anneleyi Onlayı Hep Dövsün, Misketleyi Kayboysun, Çay Baydağına Ellesin Cizzzz Olsun, Disleyi Çüyüsün, Sokomelyeyi eyisin, Bayyamda Kimse Paya Veymesin, Yeye Düssün Ufff Olsun.
Konuyu Favori Sayfanıza Ekleyin