Galatasaray'la İlgili Köşe Yazıları - Sayfa 13

Sayfa 13 Toplam 13 Sayfadan BirinciBirinci 12345678910111213
Toplam 188 adet sonuctan sayfa basi 181 ile 188 arasi kadar sonuc gösteriliyor
  1. #181
    Altın Aslan brütüs - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2010
    Yaş
    30
    Mesajlar
    9.546

    Cevap: Galatasaray'la İlgili Köşe Yazıları

    He dicen geççcen

  2. #182
    Altın Aslan hkn1905 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2010
    Nereden
    Ankara
    Yaş
    30
    Mesajlar
    11.754

    Cevap: Galatasaray'la İlgili Köşe Yazıları

    Galatasarayla ilgili alakalı olup da bu adamı ciddiye alan daha bi kişi görmedim

    ne diye köşe verirler gazetede anlamadım

    klasik Hıncal, bişey aksa kara, karaysa ak diyor, sonra gereksiz gündem oluyor

  3. #183
    Gümüş Aslan Levent Celik - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2009
    Nereden
    ankara
    Yaş
    30
    Mesajlar
    340

    Cevap: Galatasaray'la İlgili Köşe Yazıları

    Alıntı hkn1905 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Galatasarayla ilgili alakalı olup da bu adamı ciddiye alan daha bi kişi görmedim

    ne diye köşe verirler gazetede anlamadım

    klasik Hıncal, bişey aksa kara, karaysa ak diyor, sonra gereksiz gündem oluyor
    Hem Sabahta yazıyor hem totmaçta

    Haa pardon iki gazetede birden yazmak etik olmadığından totmaça röportaj veriyormuş!!!!!!!!!!!soru cevap

    Ama ne hikmet o gazetenin köşe yazarları 3 sutun yazarken o tam sayfa ,hemde haftanın 2 günü,ama etik oluyo öyle!!!!!!!!!

    Bide heryerde yanını konuşuyor,tv porgramını izledinmi sabahı yada totomaçı okumana gerek yok aynı cümleler

    Cumhurbaşkanlığı kupası maçında Sphaja ve Mahmuti oyunu birbirine verme yarışına girmişler ama yarışı Spahaja kazanmış

    Sebebi ?Yok,klasik lafları 2 kelime ezberlemiş onları söyler durur

  4. #184
    Altın Aslan Mehmet Cakal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nereden
    Dünyadan....)))
    Yaş
    42
    Mesajlar
    40.144
    Blog Entries
    1

    Cevap: Galatasaray'la İlgili Köşe Yazıları

    Hıncal Uluç ile haftanın gündemi

    Her hafta yaptığı açıklamalarla gündemi belirleyen Sabah Gazetesi'nin usta kalemlerinden Hıncal Uluç bu hafta yine çok konuşulacak.

    Uluç;

    Nihat Özdemir'in tavrı son zamanlarda iyice panik havası gösteriyor. 'Fenerbahçe kesin suçlu. Biz battık ama gemide ne kadar çok kişi olursa bu batmayı o kadar önleme ihtimalimiz var. Yani bizimle beraber Galatasaray da battı, Beşiktaş da batı, Trabzon da battı, o da battı, bu da battı..." derse 'Belki bir şey olur' diye düşünüyor.
    2- 'Biz bütün bu suçları işledik. Mevcut yönetmeliklere göre küme düşmemiz kesin. O zaman bizi kurtaramayız bari yönetmeliği değiştirelim ki kümede kalalım.' Tam bir suçlu paniği görüntüsü içinde Nihat Özdemir...
    Fenerbahçe camiasından kimse de çıkıp 'Ya sen ne yapıyorsun Nihat Bey kardeşim. Nedir bu paniğin sebebi' demiyor! Hayret bir şekilde! Demek ki bütün Fener camiası suçu kabullenmiş. Olacak şey değil.

    ÖZGE AYDIN/SABAHSPOR.COM

    Şike soruşturması gölgesi altında ilginç ve tarihi bir sezon yaşanıyor. Galatasaray devreyi lider tamamladı. Onu Fenerbahçe, Beşiktaş ve Eskişehir takip ediyor. Her şeye rağmen ligin ilk yarısında oynanan futbolu nasıl değerlendiriyorsunuz?


    İlk yarıda futbol yoktu. Bu ligi lider tamamlamış olmak, kimseye gurur vermez. Bir defa fasulyeden bir lig ve maçlar gazozuna oynanıyor. Ayrıca çok kötü oynanıyor.
    Galatasaray ilk yarıyı lider tamamladı. Diyelim play-off'u da lider tamamladı ve seneye Şampiyonlar Ligi'ne gitme hakkını kazandı. Fatih Terim acaba bu takımın eleme maçlarını, geçeceğine inanıyor mu?
    Fatih Terim, 2000 yılında UEFA Kupası'nı kazandı. O takımı gözünün önüne getirsin. Muslera'yı bir kenara koyarsak, yedek olacak bir kişiyi bana söylesin. Elmander, Hakan Şükür'ün yedeği olabilirdi. En çok konuşulan adam Elmander... Muslera'ya itirazım yok, Taffarel'in yedeği olabilir. İki takım arasında böyle fark var.
    Ben Fatih Terim'in kafasının içini biliyorum. Fatih Terim, Galatasaray'ı Türkiye şampiyonu yapmaya gelmedi. Fatih Terim, Galatasaray'ı UEFA şampiyonu yapmaya da gelmedi. Fatih Terim, daha evvelki başarıları tekrarlayarak doyacak bir kişi değil.
    Fatih Terim'in kafasında yeni bir hedefi var: Şampiyonlar Ligi şampiyonu olmak. Şampiyonlar Ligi şampiyonu olacak Galatasaray'da bu takımda bir tek Muslera oynar.
    İşte ligimizin kalitesi, düzeyi bu... Yani herkesin kötü olduğu bir ligi lider bitirmek bir şey değil. Bursa'nın halini görüyorsun, Trabzon'u, Fenerbahçe'yi, Beşiktaş'ı görüyorsun. Kayseri'yi, Gaziantep'i görüyorsun. Bunların hangisi geçen senelerdeki durumunda...

    Fenerbahçe'yi bunlardan ayrı tutabilir miyiz? Zira ligi şike soruşturmasının getirdiği ağırlık altında götürüyor ve buna karşılık ikinci sırada ve liderden sadece 2 puan geride...



    Fenerbahçe kötü oynuyor ama ötekiler daha kötü oynuyor. Neticede sahaya iki kötü çıkınca birisi kazanacak.
    Fenerbahçe'nin bir de arkasında hakemler var; kimse inkar etmesin. Fenerbahçe'nin 35 puanından en az 15' i hakemlerden... Yoksa Bursaspor'un yerinde olabilirdi Fenerbahçe...

    Mehmet Ali Aydınlar'ın yanına oturtup, göklere çıkardığı Cüneyt Çakır'ın Fenerbahçe-Trabzonspor maçında yaptıklarını hatırlayın.


    Ara transferde neler yapmalı? Sabri sakat, Eboue 9 hafta yok. Galatasaray'da hangi bölgeye transfer yapılmalı?

    Eksik Galatasaray'da değil, eksik Türkiye'de... Türkiye Futbol Federasyonlarının, yabancılar konusunda kulüplere verdiği akla hayale gelmez tavizler yüzünden hiçbir kulüpte altyapı kalmadı. Türkiye'de futbolcu yetişmez oldu. Fenerbahçe'nin beğenmeyip gönderdiği Olcan, transfer piyasasının kahramanı... Niye; çünkü başka Olcan yok! Brezilya'dan üç otuz paraya bir süprüntüyü getirmek dururken, niye altyapıyla uğraşsınlar!.. Altyapı kuracaklar da onlara masraflar edecekler de senelerce bekleyecekler de bir adam gelecek!

    Baştan ikinci ligde yabancı izni yoktu. En azından ikinci, üçüncü ligler yerli oyuncularla oynamak zorundaydılar. Şimdi öyle bir şey yok. Kulübede altyapıdan yetişmiş iki oyuncu bulundurma zorunluluğu yüzünden Trabzonspor sahaya üç kaleciyle çıkıyor. Trabzonspor!.. 11 Trabzonlu ile şampiyon olan Trabzonspor!.. Şimdi Trabzon'dan adam çıkmıyor. Niye; çünkü bedava... Brezilya çöplüğü bedava...

    Mehmet Ali Aydınlar da tuz biber ekti üzerine... Yabancı sınırını serbest bıraktı. Seneye sahada 6 yabancı oynatma sınırı da kalkar!

    Basketboldaki rezilliği görüyorsun. Turgay Demirel, basketbolu bitirdi. Futbolda hiç değilse senede iki kere transfer izni var. Basketbolda sabah kalkıp istediğin adamı alabiliyorsun. Neden; çünkü her transferden 10 bin dolar alıyor basketbol federasyonu...
    Türkiye'de buna kimsenin sesi çıkmıyor; düşünebiliyor musun!.. Hani o genç Spor Bakanımız... 'Ne oluyor? Bu nasıl yönetmelik' demiyor! Ben bugün Fenerbahçe'de, yarın Galatasaray'da, öbür gün Beşiktaş'ta oynayabilirim. Yeter ki federasyona 10 bin dolar vereyim. Böyle bir rezalet olabilir mi?

    Futbolda oraya gidiyor işte. Basketbolumuz Amerikan çöplüğü, futbolumuz Brezilya çöplüğü. Onun için de kimse genç takımla, altyapıyla uğraşmıyor.

    Geçen defaki Fatih Terim, bana altyapı tesislerini gezdirmişti. Orada 8 yaşından itibaren okul gibiydi Florya... Ben böyle bir şey görmedim. Avrupa'da böyle bir altyapı tesisi görmedim. Geldiğinden beri Fatih Terim altyapı için ne yaptı? İşte onun için de Olcan'a talip oluyorsun!

    Galatasaray'a transferi için adı geçen iki Manisalı Yiğit'i gördük geçen hafta... Bunlar gelip Galatasaray'ı kurtaracaklarsa...


    Amrabat, Jaja, Butuhan gibi isimler de var.

    Bir tanesi heyecanlandırıyor mu? Ben Galatasaraylıyım. 'Vay Galatasaray'a bu geliyormuş!' Bir tanesine kılımın kıpırdadığı yok. 'Şu adam gelse de seyretsem...' diyeceğim bir tane adam yok.

    Beşiktaş, Avrupa Ligi'nden lider olarak ikinci tura çıktı. Ligde de 3. sırada yer alıyor. Beşiktaş'la ilgili neler söyleyeceksiniz?

    Şu kötü ligde üçüncü olmak 'nasıl başarı' ben onu anlayamıyorum! Hangi Beşiktaş maçı, kimi heyecanlandırdı? 'Vay ne güzel oynadı Beşiktaş' diye... Hiç!..
    Şöyle başından beri bütün maçları seyretmeye mecbur olduğum için seyrediyorum. Pazartesi günler 'Sen gelip sorgulayacaksın' diye, salı günleri a Haber'de '90'a yapacağız' diye haftada üç gecemi *** ediyorum resmen... Bu sözcüğü bilerek kullanıyorum, resmen *** ediyorum.
    Ama sezon başından beri aklımda kalan bir tane maç yok. Böyle lig olur mu? Fasulye masulye hiç olmazsa 'Bu maç da güzeldi' dersin ya!

    Beşiktaş'ta serbest kalan, Tayfur Havutçu futbol genel direktörlüğüne getirildi. Böylece durumu sürüncemede olan Carvalhal'ın durumu da belli oldu. Bu bir rahatlama sağlar mı?

    Vallahi bilemiyorum. Bekleyip görmek lazım. Bulunan çözüm şimdilik doğru ama... Mesela Aykut Kocaman da Daum'un başında genel yönetmendi. Daum'un kuyusunu kazıp onun yerini aldı sonradan...


    Mustafa Denizli'nin, İran'ın Persepolis takımı ile ikinci kez anlaşmasını nasıl karşıladınız?

    Mustafa'yı İran'dan gittiği günden beri istiyorlar. Ben biliyorum. Durmadan arıyorlardı hatta buraya geldiler. Kaç defa burada buluştular. Şahit oldum olanlara... Mustafa Denizli, İran'da bir efsane. Ama ben Mustafa Denizli'nin futbola Türkiye'de veda etmesini isterdim.
    Galatasaray'da, Fenerbahçe'de, Beşiktaş'ta falan filan da değil. Türkiye'de büyük hocaların bir türlü cesaret edemedikleri bir şey var. Yürekleri o kadar büyük değil... İlle büyük takıma gitmeye uğraşıyorlar. Hayır!.. Yok olan bir takımı al, onu yarat. İşte büyük hocalığını kanıtla...
    Bu örneğe uyar mı bilmiyorum ama bir dönem İnter'i çalıştıran Hector Couper, Orduspor ile anlaştı.
    Pek uymuyor. Çünkü Hector Couper, Avrupa'da bitti, tükendi. Mustafa Denizli'nin durumu öyle değil. Mustafa Denizli, Türkiye'nin hala en saygın isimlerinden bir tanesi... Mustafa Denizli'nin hayatı yanlışlara dolu... Alemannia Aachen'ı yarıda bıraktı. Bırakmasaydı şimdi Avrupa'nın en büyük hocalarından biriydi. Kocaelispor'u yarıda bıraktı. Bırakmasaydı şimdi Kocaeli ile beraber onun da adı anıtlaşmıştı.
    Fatih Terim, Fiorentina'yı, 'Milan'a alelacele gideceğim' diye İtalya Kupası'nın öncesinde bıraktı. Bırakmasa İtalya'ya geldiği sene Fiorentina'ya kupa kazandırmış takım olarak İtalya tarihine geçecekti. Ama göz hep büyük takımlarda olduğu için oradan gelen cazip tekliflere dayanılmadığı için Mustafa Denizli'nin Kocaeli'yi bıraktığı gibi ayrıldı... Denizli'nin yarattığı Kocaeli o sene Türkiye Kupası'nda final oynadı.
    Manisa'da da kalamadı. Bu büyük hocalar için Türkiye'de küçük takımlar bir basamak. 'Basıp, tekrardan zıplayıp büyük takıma dönmek.' Hayır; 'Ben kendi adımı koyduğum bir takım yaratacağım. O takım benimle beraber yükselecek' demeleri lazım.
    Mustafa hocaya "Üçüncü ligden takım al" dedim. "İkiye gel, bire gel... İzmirlisin, git Göztepe'yi al, git Altay'ı al." Hayır! İlle Fenerbahçe, Galatasaray; olmadı İran.

    Şike soruşturması gölgesi altında sancılı bir ilk yarı geçti. Son olarak çok konuşulan ve merak edilen 'Federasyonun Etik Kurulu' raporu su yüzüne çıktı. Raporda, Beşiktaş ve Trabzonspor'la ilgili bir suça rastlanılmadığı belirtilirken, Fenerbahçe, 10 maçta şike ve teşvik priminden sorumlu tutuluyor, küme düşürülmesi isteniyor. Raporla ilgili neler söyleyeceksiniz?

    Etik Kurulu raporundan çok ondan sonraki gelişmeler ilgimi çekti. Etik Kurulu apar topar, panik içinde, "O rapor nihai değildir. Biz yeni gelişmeler ardından başka bir rapor hazırlayabiliriz" şeklinde açıklamalar yaptı. Neyse o yeni gelişmeler; biz bilmiyoruz, Etik Kurulu biliyor herhalde!..
    Arkasından Spor Bakanı hemen onu tamamladı. "58. madde değişmeli, küme düşme kaldırılmalı? 100. yıllık kulüpler!.." "100 yıllık kulüpler" dediği zaman kimi kast ettiği belli herhalde... Süleymaniye'yi kast etmiyordu!..
    Bu arada meclisin, Cumhurbaşkanı'nın geri çevirdiği yasayı, kelimesine dokunmadan, onaya zorlayacak şekilde aynen kabul ettiği gün Savcılık iddianamesini kabul eden mahkemenin başkanı da Yargıtay'a terfi etti!
    Bütün bunların ortaya koyduğu bir tablo var: İşin FIFA ve UEFA yanını bilmiyorum ama Türkiye bu işi örtbas etmeye çalışıyor.

    "Ağır cezalar ödeme bahasına.." diyebiliriz herhalde.. Çünkü böyle bir durumda, FIFA ve UEFA'nın bu konuda ağır yaptırımlar uygulayabileceği ifade ediliyor.

    UEFA'nın niyetinin ne olduğunu farkında olan bir kişi var; Mehmet Ali Aydınlar... "Ben bu görevde olduğum sürece 58. madde değişmez" demesi cesaretinden, yüreğinden ya da yöneticiliğinden değil... Çünkü o FIFA ve UEFA'nın bu konuda 'nasıl acımasız' olduğunu gayet iyi biliyor.
    FIFA'dan İsviçre'ye gelen "Sion işini çözmezseniz, bütün ilişkiler askıya alınır" ültimatom'u Türkiye'ye de gelirse ne olur bilmiyorum ama içeride benim bildiğim anladığım kadarıyla bu işi geçiştirmeye uğraşıyorlar.

    Küme düşme cezasını içeren 58. maddenin değiştirilmesi ne tür sonuçlar doğurur?


    Mesele sportif değil, ekonomik... Futbol endüstrisi içinde Türk futbolunun marka değerinin on paralık olmadığı ortaya çıktı. Böyle bir marka değeri yok. Ekonomik değeri de tamamen yayıncı kuruluşa bağlı. Tribünlerin halini görüyorsun. Yayıncı kuruluş, bana sorarsan gayet haklı olarak, bugünkü 430 milyon doların en az 100 milyon dolar indirilmesini talep ediyor. Çünkü kimse seyretmiyor maçları...
    Hal böyleyken; Fenerbahçe'nin olmayacağı bir ligin yayın değeri ne olur, seyirci değeri ne olur? Naklen yayından gelen parayı hesaplayarak boğazına kadar borca batan kulüpler var. Bir de televizyondan gelecek parayla yaşayan küçük kulüpler var. Türkiye'nin bütün futbol takımları aslında bir ekonomik kaosa sürüklenir bu gerçek...
    Meclisten bu takımlara yardım için bir karar çıkar mı; bilmiyorum. Ama Türkiye'nin sponsorluk yapacak kadar ekonomik durumu kuvvetli değil.
    Yayın işi çözümlenir. Geçen hafta açıklandı rakamlar... Kullandığımız elektrikten, TRT'ye ödediğimiz para Himalayalar gibi... Türk halkı olarak, dünyanın hiçbir yerinde olmayan bir parayı ödüyoruz biz... TRT de canına minnet naklen yayınları 430 milyon dolara alabilir.
    DigiTurk "Ben bırakırsam ihale bile olmaz" derken yanılıyor. İhale olmayabilir, özel teşebbüsten hiç kimse girmeyebilir ama TRT çok rahat bu parayı verir ve ligi yayınlar. Ama TRT'nin bu ligi yayınlaması için de Fenerbahçe'nin orada olması lazım. Çünkü Spor Bakanı'nı böyle konuşanlar, TRT'ye de hakimler.
    Fenerbahçe işin içinde olursa ve işler kapatılırsa o zaman zaten DigiTurk de yayıncılıktan vazgeçmez. İşler sarmal bir şekilde çok iç içe... Fenerbahçe'siz ligi TRT yayınlar ama TRT'nin işine yaramaz. Fenerbahçeli ligi, DigiTurk bırakmaz.

    Etik Kurulu'nun kesin ifadelerle yazılmış raporuna rağmen bazı değişiklikler yapıldı.

    O zaman o meclis yasayı çıkardı. O zaman iradeler öyleydi. İradelerde bir değişim oldu, meclis bu yasayı çıkardı. Meclise hakim olan irade, Etik Kurulu'na hakim olamaz mı?
    Spor Bakanına bak... Bu yasa değişikliği teklifine önce "Gündemimizde böyle bir madde dahi yoktur" diyen genç Spor Bakanı, Cumhurbaşkanı'nın vetosuna rağmen yasanın en büyük savucusu oldu, onla da kalmadı şimdi "58. madde de değişsin" diyor!.. Bu Suat Kılıç'ın kendi fikirleri mi?

    Federasyonun bu rapora rağmen ligin durumuyla ilgili kararını, bu yaşananlara bakınca çok da yadırgamıyorum ama ötelemiş olmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

    Bunları henüz bilmiyoruz; tarih yazacak!.. Ama sanıyorum Mehmet Ali Aydınlar, Michel Platini ile bir konuda anlaştı. O ödünü aldı. 'Ben senin dediklerini yaparım ama izin ver bu sene bu ligi bitireyim. Sene sonunda ne lazımsa yapalım.'
    Platini de tahmin ediyorum ona 'Peki' dedi ki böyle gidiyor işte... Bir yandan ligi devam ettiriyor öte yandan da "58. maddeyi değiştirmem" diye dayatıyor. Bu birbirine çelişkili görünen iki durumdan anlaşılıyor ki Platini ile Aydınlar arasında açıklanmayan görüşmelerde bir anlaşma yapılmış. 'Ben sana yılsonuna kadar müsaade ederim ama sonunda sıfır ödün.'
    Bu da nedir? Mehmet Ali Aydınlar ligin sonuna kadar götürür, lig bitince de kahramanca istifa eder.

    Galatasaray bu süreçte yasa değişikliğine en çok karşı çıkan takım oldu. Ancak İtalya'da yapılan bir soruşturmasında Bellinzona-Galatasaray maçı şikeye karışan maçların arasında yer aldığı ifade edildi.

    Galatasaray şikeye karışmış değil. Galatasaray'ı şikeye karıştırmaya uğraşanlar var. Uzakdoğu'daki benim sık sık sözünü ettiğim 'şike mafyası' o maç üzerine büyük paralar oynamış ve de işi garantiye almak için de İsviçre takımının kalecisini satın almış. İsviçre takımının da haberi yok olaydan, Galatasaray'ın da yok. Onlar kaleciyi ayarlamışlar ve iddia oynamışlar.
    Sadece bir kişiyi ilgilendiren bir olay... Ama Galatasaray maçı olduğu için 'Aman Galatasaray şikeye karıştı' diye zil takıp oynayan arkadaşlarımız var.
    Olayın içyüzünü açıklamadan, yazmadan 'Vay Galatasaray'ın Bellinzona maçında şike yapılmış' diye yaygara koparıyor. Galatasaray o takımı orada da yendi, burada da yendi. Hangi maçta şike olduğu konusunda bile anlaşamadılar. Bazılarına göre 4-3'lik maçta şike var, bazılarına göre 2-1'lik maçta şike var.
    Oysa mafyanın hangi maça bahis oynadığına baksalar ortaya çıkar. İsviçre'den soruştursalar görecekler. Ona dahi gerek duymuyorlar. Önemli olan bir tek şey var; bunun Galatasaray'ın maçında olması...

    Fenerbahçe Başkanvekili Özdemir, bu olaydan yola çıkarak, "Her zaman birbirimize ihtiyacımız var. Yarın kimin başına ne geleceği hiç belli olmuyor" diyerek Galatasaray'ın yolunu değiştirmesi gerektiğini ima etti.

    Nihat Özdemir yanılıyor!.. Çıkan ceza yasaları geçmişi kapsamaz. Bugünkü dava yeni 'Sporda Şiddet Yasası' ile ilgili açıldı. O yasa sonra değişti ama sadece cezalar hafifletildi. Suç aynen duruyor. Bütün o davaların hepsi o yasanın kabul edildiği günden bu yana yapılan iştir. Geçmişte daha büyük şikeler yapılmış ve kanıtlanmış dahi olsa bu yasa olmadığı için herhangi bir ceza verilemez. Dava da açılamaz.
    Nihat Özdemir'in Ceza Hukuku konusunda biraz bilgi sahibi alması lazım ya da iyi danışmanlarının olması lazım ki bu tür şeyler yapmasın.

    Sabah

    Bir Gün hiç f7 li kalmayacak...!!!

  5. #185
    Altın Aslan Sinan_553461 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2010
    Yaş
    31
    Mesajlar
    5.488
    Blog Entries
    5

    Cevap: Galatasaray'la İlgili Köşe Yazıları

    Aysal'a Fatih Terim uyarısı
    Fatih Terim'e yakınlığı ile bilinen Hakan Ünsal sarı-kırmızılı takımla ilgili okunası bir yazı kaleme aldı.
    10 Şubat 2012 Cuma - 11:02 Hürriyet






    Galatasaray'da teknik direktör Fatih Terim'e yakınlığı ile bilinen sarı-kırmızıların eski futbolcusu Hakan Ünsal, Hürriyet'teki bugünkü köşesinde çarpıcı bir yazı kaleme aldı.

    Terim'in ilk devre yaşadığı heyecanı şu anda hissetmediğini belirten Ünsal, başarılı teknik adamın sezon sonunda sözleşmesinin biteceğine dikkat çekti. Eski oyuncumuz yazısını ise iki kare ayrı kare ile renklendirerek Başkan Ünal Aysal'a ufak bir göndermede bulundu.

    Ünsal'ın devre arasında yapılmayan transferlerle ilgili yaptığı yorum ise herkesin hissettiklerinin tek bir cümlede toplanması gibi...



    İşte Hakan Ünsal'ın kaleminden o yazı...

    "Sayın Başkan bu fotoğraflara iyi bakın bu yazıyı iyi okuyun. Bakın Fatih Hoca'ya... Sezonun ilk yarısındaki heyecanı, coşkusu ve isteği var mı? Morali bozuk, konsantrasyonu kaybolmuş ve hayal kırıklığı yaşıyor. Benim tanıdığım Fatih Hoca, şimdiye kadar çoktan ortalığı duman etmişti. Ama bu duruşunun ve tavrının ne kadar doğru olduğunu görüyordur.

    Galatasaray, sezonun ilk bölümünün sonlarına yaklaşılan bir dönemde, karışıklık ve küçük hesaplar içinde yoluna devam etmeye çalışıyor. Aslında bu sezon birçok insanın beklemediği derecede iyi gidiyor ve sarı kırmızılı takım ligin zirvesinde. Son haftalarda artık su yüzüne çıkmaya başlayan kısır döngü ve G.Saray'a fren olan çıkar çatışmalarının play-off'ta, hatta play-off sonrasında da devam edeceği aşikar. Peki problem ne?

    G.Saray maalesef kuşatma altında! Öyle ya, sezon başında sahaya çıkan neredeyse bütün oyuncularına kadar "Toplama" olan bu takım lider ve play-off neredeyse garanti. Önemli olan play-off ve G.Saray değil. Önemli olan kişilerin çıkarları ve istekleri. Maalesef; G.Saray yine kişisel hırs ve egoların silah olarak kullanıldığı bir kuşatma altında. Zamanlamaya dikkat edin. Sezon başında ilk Belediye maçından sonra ve sonrasında G.Saray'ın puan kaybettiği dönemde hep bu planlar devreye giriyor. Yönetimin içinde ve Florya'da hep bir beklenti var; "Kaybetsek de devreye girsek!"



    Amaç, Terim'in "Yeter artık" demesi Evet, "Olur mu?" demeyin. Yönetim içindeki problemlerin asıl neden olduğunu da sanmayın. Amaç, Fatih Terim'in "Yeter arık" demesi. Çünkü sezon başından beri benim bile şaşırdığım derecede değişmiş ve sakin bir Fatih Hoca var. Ama bu, görünen hali. Sıkıntının boyutunu tahmin edersiniz. Onlarca isme rağmen "Yapılmayan" transferler ve ileriye bakması gerekirken geriye dönüp hem kendi içinde, hem de rakipleri ile uğraşan ve aslında en büyük kötülüğü kendisine yapan bir G.Saray var. Fakat hem yönetim içindeki, hem de Florya'daki hesap yapanlara hatırlatmak istediğim tek şey var. 31 Mayıs 2012. Bu tarih Fatih Hoca'nın sözleşmesinin bitiş tarihi. Siz bakmayın opsiyona falan. Sezon sonu mukavele bitiyor. Her yıl yeniden konuşulacak olan sözleşme varken bu acele niye? Biraz sabredin, sezon sonu istediğiniz olur. Ama işi garantiye almak varken !!!

    Şimdi sıkıntılı ve mutsuz. Bu hali de yüzünden okunuyor. Kulübe bir takım için her şeyi anlatır Bakın Fatih Hoca'ya. Sezonun ilk yarısındaki heyecanı, coşkusu ve isteği var mı? Kulübe bazen bir takım için her şeyi anlatan yerdir. Kulübedeki Fatih Hoca artık morali bozuk, konsantresi kaybolmuş ve hayalkırıklığı yaşayan bir görüntü içinde. Ben, hoca bugüne kadar nasıl patlamadı ona şaşırıyorum. Benim tanıdığım Fatih Hoca şimdiye kadar çoktan ortalığı duman etmişti. Ama bu duruşunun ve tavrının ne kadar doğru olduğunu kendiside görüyordur. Çünkü sakin kalması gereken tek kişi o. Tekrar ediyorum, G.Saray toplama bir takımdır bu yeni kadroyu bu kadar kısa sürede bu seviyeye taşımak çok zordur. Bunun değerini önce yönetimin bilmesi lazım. G.Saray taraftarı zaten hocaya memnuniyetini ve sevgisini gözteriyor ama onlar da bu tarihe dikkat etsin ve unutmasın. Fırsatı kaçırdınız

    Lider bir takımın süreçte dahli olmayan ve arkası ile ilgilenmemesi gereken bir takımın geriye dönüp bir tartışma içine girmesi, olsa olsa fren yapmaktır. Geriye bakan, geleceği göremez. G.Saray'ın geleceği rakiplere verilecek okkalı cevaplarda değil, yapılacak ses; getirecek transferlerdeydi. Yönetim nasıl bir fırsatı kaçırdığının farkında değil. Farkına vardıklarında ise uluslararası bir ligin oyuncusu olmak yerine mahalli ligimizin bir parçası olduğunu anlayacaklar.

    Düz yola konulan bariyerler gibi... Devre arasında yapılmayan transferlerin de G.Saray'ın önündeki düz yola konulan bariyerler olduğunu söylemem lazım. Çünkü Shaqiri, Amrabat ve Suarez gibi oyuncular sadece sezonun geri kalanında değil, uzun yıllar G.Saray'da oynayacak ve hem bu seneyi, hem de gelecek yılları kurtaracak isimlerdi. Ben bu transferleri yapılamayan değil yapılmayan transferler olarak görüyorum. Kaldı ki, bu oyuncular, devre arası almadığın zaman fiyatı; düşecek yada talibi azalacak oyuncular da değil. G.Saray istese bu oyuncuları alabilecek maddi ve manevi güce sahip bir kulüp. Peki ne oldu şimdi? G.Saray ilk yarıda yakaladığı müthiş havayı üstüne yapacağı transferler ile rüzgara çevirme ve rakipleri ile arasına güç farkı koyma şansını kaybederek tartışmalarla, cevap vermelerle içerisinde olmadığı şike sürecenin bir parçası haline gelmek üzere.

    Bugün bitti yarın var mı? Sayın Başkan fazlaca iyi niyetli ve G.Saray'ı seviyor. Çünkü yönetim içinde bu değişikliği yapmazsa kendisi değişebilir. Sayın Başkan, yönetim içindeki bu çatlakların "çok seslilik" olduğunu düşünüyor. Bense "çok eşlilik" diyorum. İlerki haftalarda ya ciddi bir patlamayı ya da G.Saray'a zarar getirmekten başka hiçbir işe yaramaz

  6. #186
    Altın Aslan Sinan_553461 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2010
    Yaş
    31
    Mesajlar
    5.488
    Blog Entries
    5

    Cevap: Galatasaray'la İlgili Köşe Yazıları

    yeter artık yaaa

  7. #187
    Altın Aslan Eniz ksk - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2009
    Nereden
    İZMİR-KARŞIYAKA
    Yaş
    48
    Mesajlar
    6.317

    Cevap: Galatasaray'la İlgili Köşe Yazıları

    ya bi galatasaray'ı rahat bırakın ya....Her evin içinde bazen tatsızlıklar olur ama ne olur bizi bizle bir süre rahat bırakın.....

  8. #188
    Platin Aslan TolqA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Nereden
    ELazığ
    Mesajlar
    1.166

    Cevap: Galatasaray'la İlgili Köşe Yazıları

    helal olsun hakan ünsala iyi yazı yazmış,Başkan aile içinde tartışmalar olur diyor doğrudur ama hergün bi evde tartışma olursa o evde huzur kalmaz...!

Bu Konu için Etiketler

Konuyu Favori Sayfanıza Ekleyin

Konuyu Favori Sayfanıza Ekleyin

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •