Endüstriyel Futbol...

Endüstriyel Futbol...

 GALATASARAY'IMIZ Katagorisinde ve  Futbol Forumunda Bulunan , Endüstriyel Futbol... Konusunu Görüntülemektesiniz ; ..

10 sonuçtan 1 ile 10 arası

Konu: Endüstriyel Futbol...

  1. #1
    Altın Aslan Mehmet Cakal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Yer
    Köln/Almanya/Kütahya/Yesilcay
    Yaş
    44
    Mesajlar
    46.124
    Blog Girişleri
    1

    Endüstriyel Futbol...

    Aslinda aklimda bir Konuyu bu Mesaj ile bi kere daha hatirladim...

    Üyemize cok Tesekkür ederim...

    Bu Konuda Bilgi sahibi olmak,geleck icin iyi olabilir...

    Alıntı Başaran uA Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Yok kanka ben sana söliyeyim, endüstriyel futbol malesef mevcut durumdan daha da kötü bir tablo karşımıza çıkartacak. Artık futbol çok büyük bir ekonomi ve kulübümüzün para kazanması açısından yapılacaklar tribünsel duruşumuzu olumsuz yönde de çok değiştirecek. Malesef bu böyle. Sadece golde ve kaçan golde tepki verilecek...
    Bir Gün hiç f7 li kalmayacak...!!!

  2. #2
    Altın Aslan Mehmet Cakal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Yer
    Köln/Almanya/Kütahya/Yesilcay
    Yaş
    44
    Mesajlar
    46.124
    Blog Girişleri
    1

    Cevap: Endüstriyel Futbol...

    Global, Endüstriyel Futbol ve Sınıflar

    Futbol, artık kapitalistik bir eğlence sektörü ve milyarlarca dolarlık katma değer yaratılıp paylaşılıyor. Ama, manüfaktür döneminde olduğu gibi hakim ideolojinin ve politik yeniden-üretimin bugün de gerçekleştirildiği bir sektör aynı zamanda.

    Sınıfsal özelliği geçmişte de vardı, bugün daha çok var. İktidar savaşları, sınıf savaşları , birçok şeyin dolayımında yaşandığı gibi, futbol üstünden de sürüyor. Her ekonomik sektörde olduğu gibi, eşitsiz büyüme ve tekelleşme, bu sektörde de hızlı kutuplaşmaları yaratıyor.

    İspanya, İtalya gibi futbol tutkunu Akdeniz ülkelerine öykünürcesine gelişen Türkiye futbol endüstrisi yeni bir sezon için işbaşı yapmaya hazırlanırken, bizde de endüstrinin giderek global bir kimlik kazandığı, her geçen yıl biraz daha metalaşıp ticarileştiği dikkat çekiyor.

    2006 milli geliri 400 milyar dolar olarak ölçülen Türkiye ekonomisinde, ileri-geri bağlantıları ile futbol sektörü yüzde 1'lik büyüklüğe sahipse kendi başına 4 milyar dolar, yüzde 2 varsayımıyla 8 milyar dolarlık katma değer yaratıyor demektir. Elimizde bunu ölçecek kantitatif bilgiler yok ama sektörü ileri-geri bağlantıları ile birlikte değerlendirmeye kaktığımızda, 8-10 milyar dolarlık bir büyüklükten söz etmek abartılı olmayacaktır.

    Milli gelirde madenciliğin yüzde 1,1, mali sektörün yüzde 1,5, enerji sektörünün yüzde 3,4, otel-lokanta sektörünün yüzde 3,2 payı olduğunu anımsadığımızda, 8 milyar dolarlık bir katma değer büyüklüğü ile hızla gelişen ve büyüyen bir sektörden söz ediyoruz demektir.

    Gelelim bu pastanın üretimi ve bölüşümünde sınıfların rollerine...Kim üretiyor, kim, nasıl paylaşıyor..?

    Önce sermayedarlar

    Kimler var sektörün patronajında ? Çok farklı rolleri olan ama sektörde para, dolayısıyla söz ve karar sahibi olanlar şunlar:

    Kulüp Yöneticileri: Bunlar genellikle işadamlarından oluşuyor. Kulüplerin malvarlığını, nakdini yönetiyor, Kulüp( bir tür şirket) adına borçlanma yapıyor ve bazen de Kulüplerine maddi destekte bulunuyorlar. Karşılığını ekenomi-dışı yollarla alıyorlar. Kredibilite, ihale avantajı v.b..

    Yayıncı kuruluş: Maçların naklen yayın hakkını alan TV kuruluşu (Digitürk,D-Smart gibi) sektöre yayıncı olarak yatırım yapmış oluyor. Aynı zamanda teknik ekipman,.uydu, anten v.b. satıyor.

    Sponsor firmalar: Futbolu bir reklam mecraı olarak kullanan sponsor kuruluşlar, sektör üstünde söz hakkı olan bir diğer fraksiyon. Turkcell'in Süper Lige, Fortis'in kupa maçlarına adını yazdırması gibi.

    Reklam verenler: Futbol artık, önemli bir reklam mecrası. Gerek maç nakli sırasında, gerek kulüp formalarında, stadlarda. Yıldız futbolcu özelinde reklamlar yayınlanabiliyor. Dolayısıyla sektöre yatırım yapanlar arasında reklam yatırımcıları da var.

    Bahis şirketleri: Futbol maçları üstünden bahis oynatmada uzmanlaşmış Spor Toto, İddia gibi kuruluşlar, futbolun sermayedarlarından bir diğeri.

    Medya-futbol medyası: Futbolun bir tür "yan-sanayii"..Görselliğinden dolayı futbol, medyanın özellikle televizyonların önemli bir nesnesi. Yayın akışında futbol maçları ve haberleri önemli bir yer tutuyor, gazeteler, 4-5 sayfayı futbola ayırıyor.

    Devlet:
    Elindeki kamu arazilerini, stadları kulüplere kiralamak, bahis oynatmak gibi fonksiyonlarla futbolda katma değer üretiminde devletin de rolü var.

    Futbol Federasyonu: Doğrudan sermayedar olmasa da kulüplerin üst örgütü olarak, yayın gelirlerinin paylaşımına, hakemlik kurumuna ve milli takıma patronajı ile Futbol Federasyonu, futbola "sermayedar" olarak hükmeden grubun bir diğer önemli bileşeni.

    Futbolun üreticileri-proleterleri


    Seyirlik bir oyun olarak futbolun üretiminde ise yıldız futbolculardan tesis çalışanlarına kadar emeği geçen, üretici birçok kesim var. Sıralayalım:

    İşçi aristokratı yıldız futbolcular: Futbolu, son tahlilde bir seyirlik oyun, eğlence olarak üretenlerin başında yıldız futbolcular var. Üretimle ortaya çıkan "artık"tan, becerilerine, yıldız oluşlarına göre pay alıyorlar. Menajerleri tarafından pazarlanıyorlar, kulüplerine bonservis bedeli altında transferde para ödüyorlar. Büyük disiplin,özveri ve risk içeren futbol mesleğinde bu kategorinin de süperleri,normalleri ve sıradanları;yerlisi-yabancısı var. Sektör, müthiş bir rekabet içeriyor ve seyirlik oyunu en iyi , en istikrarlı oynayan, üretilen artıktan da en iyi payı alıyor.

    Teknik heyet:
    Üretimde payı olanların en önemli bileşenlerinden biri de "Teknik Heyet". Fabrika düzenindeki Teknik Müdür, ustabaşı fonksiyonlarını üstlenen bu kategoride de "yıldız"lar, normaller ve sıradanlar var. Yabancı-yerli mücadelesi bu kategoride de var. Bu "futbol emekçileri"de yüksek bir rekabet ve risk altında çalışıyorlar. Özellikle yerli olanlar çoğu kez işsiz kalabiliyorlar.

    Gerçek proleterler: Futbol, sahnelenen bir oyun. Bu oyunu sahneye koyan sanatçıları hazırlayan, onlara sosyal tesislerde, stadlarda hizmet sunan binlerce emekçi, futbol endüstrisinin değer yaratan diğer kategorisi.

    Futbol basınının emekçileri: Futbol basınında yorumcu, haberci, fotoğrafçı,kameraman vb. olarak çalışan yüzlerce basın emekçisi de sektörün proleterleri arasında. Bunlar içinde de Erman Toroğlu gibi çok kazanan aristokratlar var, ama bunlar azınlıkta sayılırlar.

    Futbolun tüketicileri


    Futbol, endüstriyel bir ürün olarak, her yıl da biraz daha global ölçekte üretilen bir meta. Yapılan yatırımların geri dönüşleri, metanın paraya dönüşü nasıl oluyor ? Burada da çeşitli kategoriler var.

    Biletli seyirciler: Futbol denen seyirlik oyun, stadyumlarda biletle seyrediliyor. En yoksulundan en zenginine stadyumda sınıfsal yerler var. En az ödeyebilenler kale arkasına, en çok ödeyebilenler localara...

    Şifreli yayın abonmanları: Yayıncı kuruluş, yaptığı yatırımın karşılığını şifreli yayın abonman gelirleri ve aldığı reklamlardan sağlanan gelirle karşılıyor. Şifreli yayına ulaşamayanlar, barlarda ve kahvehanelerde, "bedelini" ödemek şartıyla futbolu tüketebilirler. Dolayısıyla, burada şifreli yayının yeni bir alt-sektöre (barlara-kahvehanelere) de ekonomi yarattığını görüyoruz.

    Reklam gelirleri: Reklam verenler, futbola reklam yatırımcısı olarak olduğu kadar, alan kullanıcısı olarak katılıyorlar. Futbol, reklam verenler açısından önemli bir mecra artık. TV yayınlarında en çok reklam alan kuşaklar futbol programları ve diziler. Bunun yanı sıra, futbol kulüpleri gerek sponsor bularak gerek, yıllık reklam bağlantıları yaparak önemli bir reklam geliri elde ediyorlar. Futbolcu formalarından, stadyum panolarına kadar birçok alan reklama açılıyor. Hatta yıldız futbolcular, imajlarını reklamla paraya tahvil edebiliyorlar. Bazen, bu yolla futboldan daha çok kazandıkları oluyor. Beckham örneği..

    Stadyumlar: Bir tür alışveriş merkezine dönüştürülen stadyumlar , sadece futbol satmak için değil, her tür mal ve hizmet satışı için dev alışveriş merkezlerine dönüştürülüyor. Bu dev yapıların bir bölümü yüksek bedellerle firmalara kiralanırken çeşitli aktiviteler üretilen ve satılan merkezler olarak da işlev görüyor ve futbol üstünden para kazandırıyor.

    Bahis gelirleri: Bahse konu olan futbol, bahis sektörünün önemli bir ögesi olurken, bahis gelirlerinin bir kısmı futbol kulüplerine gelir olarak akıyor.

    Borsa gelirleri:
    Şirketleşen kulüpler borsaya açılarak hisse senetlerini alım-satım konusu yapıyorlar ve hisse senetleri prim yaptıkça kulüp değeri de yükselebiliyor ve kulüpler birer firma gibi alım-satım konusu olabiliyorlar.

    Futbol nereye?

    Geçmişin toprak sahalarında, kent,mahalle takımları ile amatör bir ruhla oynanan, giderek "manüfaktür" dönemini, takiben de endüstriyel-global dönemini yaşayan futbol, artık kapitalistik bir eğlence sektörü ve milyarlarca dolarlık katma değerin yaratılıp paylaşıldığı ekonomik bir sektör.

    Ama, manüfaktür döneminde olduğu gibi , hakim ideolojinin ve politik yeniden-üretimin bugün de gerçekleştirildiği bir sektör aynı zamanda. Sınıfsal özelliği geçmişte de vardı, bugün daha çok var. İktidar savaşları, sınıf savaşları , birçok şeyin dolayımında yaşandığı gibi, futbol üstünden de sürüyor.

    Her ekonomik sektörde olduğu gibi, eşitsiz büyüme ve tekelleşme, bu sektörde de hızlı kutuplaşmaları yaratıyor. Süper zengin ve egemen bir kulüp grubu, hemen her ülkede, şampiyonluk kupalarını kendi aralarında nöbetleşe döndürürken, çoğunluk kulüpler, "konu mankeni" muamelesi görüyor. Bu da seyircinin-tüketicinin heyecanını, oyundan zevk alma duygusunu gün be gün öldürüyor.

    Kar ve sermaye birikimi ile güdülenmiş ve futbolu da sahada Fordist yöntemlerle oynatmaya kalkan taktiklerin, şablonların futbol zevkini köreltip köreltmediği, futbola olan talebi azaltıp azaltmayacağı, bu metalaşmanın, aşırı ticarileşmenin nelere yol açacağı, geleceğin önemli sorularından biri olarak çengelini zihinlerde daha uzun süre tutacağa benzer.

    Kaynak:Bianet :: Global, Endüstriyel Futbol ve Sınıflar - Bianet
    MUSTAFA SÖNMEZ'in değerlendirmesi
    İstanbul - BİA Haber Merkezi
    Bir Gün hiç f7 li kalmayacak...!!!

  3. #3
    Altın Aslan Mehmet Cakal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Yer
    Köln/Almanya/Kütahya/Yesilcay
    Yaş
    44
    Mesajlar
    46.124
    Blog Girişleri
    1

    Cevap: Endüstriyel Futbol...

    Endüstriyel futbol ve düşmanları
    TANIL BORA/Radikal

    Simon Kuper’le Stefan Szymanski, ‘Futbolun Şifreleri’ kitabında (İthaki) Türkiye’nin futboldaki uyanışının şifresini şöyle tanımlıyorlar: ‘İtalyan savunmasını Alman çalışma ahlakıyla ve Hollanda’nın pas tekniğini Avrupa tarzıyla birleştirmeyi’ keşfetmek. Sonra da ekliyorlar: ‘Bazı Türkler buna yüzlerini buruşturarak Endüstriyel Futbol diyor.’
    Doğrusu, o yüz buruşturucu Türklerin sayısı çok da fazla değil. Çoğunluk, endüstriyel futboldan razı. Üstelik, şu endüstrileşme denen şeyin konforlarından da pek istifade edememelerine, mesela stadlarda hâlâ insanca muamele görememelerine rağmen. Endüstriyel futbola kaş çatan azınlık, Adorno’nun ‘Bilim itaatsiz olana ihtiyaç duyar’ sözünü şiâr yapan Karaburun Bilim Kongresinde bir sığınak buldu. Oturum başkanlığını bana lütfettikleri ‘Endüstriyel Futbol’ toplantısında iki akademisyen, iki futbol emekçisi konuşma yaptı.

    Sisteme kafa tutan yıldız

    Çanakkale 18 Mart Üniversitesi’nden İsmail Topkaya, herkesin spor yapmasına öncelik veren politikaların tamamen unutulup, kapitalist rekabet-yarışma ideolojisinin spora hâkim hale gelmesinden yakındı. Eğitimci-yazar Rahşan İnal, dünya çapında artan sporcu seyyariyeti bağlamında, göçmen futbolcu emeğini sömüren mekanizmaları ele aldı. Yıldız futbolcu kimliğiyle profesyonel futbolun muktedirlerine ve ‘sistem’e kafa tutuşuyla bir sembol olan Metin Kurt, rekabet ideolojisinin, kapitalist ‘verim ve kapasite’ takıntısının hükmü altında, amatör sporun da deforme olduğunu anlattı. Sporculuk tamamen ‘Çağdaş gladyatörlük Düzeni’ne tabi idi. Oturumun sürprizi, faal bir futbolcu idi: Hürriyet’in bile ‘Marksist futbolcu’ diye andığı Bursasporlu Ivan Ergiç. Ergiç, fair-play’in ikiyüzlü bir pazarlama numarası değil gerçekten ‘oyun ilkesi’ olmasına verdiği önemi vurguladıktan sonra, medyadaki futbol imgesinin kapsamlı bir eleştirisini yaptı.
    Peki, endüstriyel futbol deyince yüzümüz neye buruşuyor gerçekten? Sanırım iki şeye. Birisi, gayet açık, ticarileşme, metalaşma. Futbol ekonomisinin türev piyasalar gibi şişmesi, köşe gönderine bile sponsor bakınılır hale gelmesi. Eğlence endüstrisinin güçlü bir branşı olarak, algımızı kamaştırması, beynimizi yemesi. İkincisi, otantizm kaybı. Hem kendine mahsus tarihlerin, kimliklerin yitip gitmesi, en iyi ihtimalle ‘marka değerine’ tahvil olması. Hem bizzat oyundaki otantizm kaybı. Kazanmaya dönük faydacılığın ve hesapçılığın, harala gürele oyunun çocukça neşesini öldürmesi. Makineleşmiş, kabiliyetleri taktiğe esir eden bir futbol.

    Başka türlü bir futbol?

    Endüstriyel futbola kaş kaldıranlar olarak bize düşen, eleştirel bir bakışla, başka türlü bir futbolun imkânlarını, timsallerini yaratmak. Küçük oyun cemaatlerimizden başlayarak başka bir oyun kültürünü var etmek, futbol kamuoyunun algısını, tahayyülünü etkilemeye çalışmak... Bir de galiba, ‘anti’ciliğin canını çıkarmamak, çiğleşmemek. Bir Şampiyonlar Ligi maçına pek azımızın kayıtsız kalabildiğini, hatta en berbat Süperlig maçına gözümüzün kayabildiğini niye saklayalım? İşin içinde insan var; o sevimsiz makine düzeni de, bir oyun zevki, bir irade ve yaratıcılık hazzı hâsıl edebiliyor. Kapitalizm çağında futbolun piyasa ilişkilerinin dışında kalması imkânsız; fakat işin içinde insan var, hâlâ orada burada bir arkadaşlık ruhu nefes alabiliyor, ayrıca her şeye rağmen bütün ‘yatırım’ ve ‘hesapları’ bozan sürprizler olabiliyor. (Futbolun piyasa mantığına sığmazlığı için, Kuper’le Szymanski’nin kitabının 4. bölümüne de bakın: ’Dünyanın en kötü ‘iş’i’.) Kıymet bilelim.

    ‘Onuncu yıl’ notu
    Radikal’de futbol yazıları yazmaya başlayalı on yıl oldu. Bana ilk defa forma veren Yiğiter Uluğ’a, Uğur Vardan’a, ‘servisin’ tüm kadrosuna ve okur milletine teşekkür borçluyum.
    Tam da bu yıldönümü günlerinde, Sıcak Nal Dergisi’nin ‘Futboldan En İyi Anlayan Yazar’ ödülünü kazandım. Sanatçı Gökçe Erhan’ın tasarladığı heykelcik bana nasip oldu! Marifetim şu: Dünya Kupası öncesi soruşturmaya katılan yazar-çizer takımı içinde bir tek ben, zarımı İspanya’ya atmıştım. Bozuk saat de günde iki kere doğru vakti gösterir. Yoksa, ben hâlâ İbrahim Altınsay’ı, Uğur Meleke’yi okuyunca anlıyorum izlediğim maçta aslında neler olup bittiğini. Yazılarımın enerji kaynağı, bilmek değil sevmek; futbol ve yazma sevgisi. Tam olarak, futbol yazma sevgisi. Romancı Martin Walser, “Futboldan daha anlamlı olan tek şey, futbol üzerine düşünmektir” diyordu. “Futboldan daha zevkli olan tek şey, futbol yazmak” diyesim var benim de.


    Kaynak:http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=RadikalYazarYazisi&ArticleID=10 17674&Yazar=TANIL%20BORA&Date=07.09.2010&CategoryI D=103

  4. #4
    Altın Aslan Mehmet Cakal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Yer
    Köln/Almanya/Kütahya/Yesilcay
    Yaş
    44
    Mesajlar
    46.124
    Blog Girişleri
    1

    Cevap: Endüstriyel Futbol...

    Oldukca genis bir Arastimayi da burda okuyabilirsiniz...

    http://www.ferhatkarakas.com/wp-cont...bol-DOTCOM.pdf

    Birde su Makale hosuma gitti....

    Endüstriyel Futbol
    Futbol nereye?


    Doğduğum andan itibaren ismin ne sorusundan sonra en çok sorulan ikinci soruydu Hangi Takımlısın? Futbol, Fiesta, Festival üçlüsünün Futbolu ondan itibaren girmişti hayatımıza. Tüm erkek çocuklarının ilk oyuncağıdır Kames Futbol Topu. Asker üniformasından, okul önlüklerimizden hatta sünnet kıyafetimizden önce gururla taşımışızdır Takımımızın formasını sırtımızda. O dönemde öğrenmiştim babamdan Beşiktaşlılık Duruşunu. Ne kadar Beşiktaşlı olsam da mahalle maçlarından toprak sahalarda iki taştan sayarak direk yapılmış herkesin hakem olduğu ve asla centilmenlik sınırlarına çıkmayan müsabakalarda tanıdım “Şeytan Rıdvan”ı ve tüm Galatasaraylı arkadaşlarımın top sürerken ağızlarından çıkan “Tanju” ismindeki gol kralını. Milyonlarca Galatasaraylının ağızlarından isminin düşmediği Tanju artık Fenerbahçe’nin bir oyuncusu olmuştu. İşte o gün tanıştım Endüstriyel Futbol ile. Amatör duygularımızla çok üzülmüştük bu transfere Vefa yokmuydu; Para herşeymiydi? Şimdi ise görüyoruz ki ne kadar masumane ne kadar duygusal düşüncelerimiz varmış. O zamanlar görememişiz Feyyaz’ın, Rıdvan’ın, Tanju’nun Futbol sanayisinin en alt katmanındaki işçiler olduğunu, bizim ise onların işverenlerinin geçim kaynağı. Ben hiç düşünmemiştim doğrusu Spor Totonun, Spor Lotonun Endüstriyel futbolun materyalleri olduğunu. Her ekonomik sektörde olduğu gibi Futbolda da görünüyor eşitsiz büyüme ve tekelleşme etkisi.Şimdi ise İddaalar Betandwin.com gibi isimler sadece bir tık uzağımızda (!) Bozuk paralarımızı biriktirdiğimiz kumbaraları bile takımımızın alışveriş merkezlerinden almaya özen gösteriyoruz.
    Kulüpler için artık para sadece oyuncu transferinden kazanılmıyor. Yayıncı kuruluşlardan, sponsorlardan, forma ve stadyum reklamlarından gelen paralar ve artık birer alışveriş merkezlerine dönüşen stadyumlar kulüplerin geçim kaynaklarından sadece bildiklerimiz. Benim küçükken sadece Futbol takımı olarak bildiğim isimlerin birçoğu bugün Borsa haberleri izlerken görüyorum. Oyuncu transferlerini bile Borsaya bildirildikten sonra duyuyoruz ve geçerliliğine inanıyoruz. Gazeteler bile tirajlarını bir gün önceki Futbol haberlerinin çekiciğine göre artırıyor. Zaten futbol gazeteleri olmasa bile günlük gazetelerin birçoğu 5–6 sayfalarını futbol haberlerine ayırıyor ve son sayfaya Spor haberleri başlığını utandırmamak için Voleybol ve Basketboldan haberler koyuyor. Diğer amatör branşlara ve salon sporlarına ise yer yok. Vestel Manisa, Siirt JET-PA, Gençlerbirliği OFTAŞ ise endüstriyel futbolda endüstriyelleşemeyerek Türk Futbol Tarihindeki yerlerini almışlardır. Ligin ilk yarısı biterken Sivas spor lider, Trabzonspor ise ikinci sırada bulunmaktadır. Futbola dışarıdan uzanan el lig sonunda bu tabloyu görmek istemesede kendilerini Turkcell Süper Ligin sadece piyonu olarak gören diğer Anadolu takımları bu iki takımın başarısını istemektedir. Böyle bir sonuç olduğunda ise endüstriyel futbol tarihinde tamamen bir devrim niteliği taşımış olur.
    Türkiye Süper Ligi ve Türkiye Kupasının ismi de artık endüstriyel futbola göre değişmiştir. Turkcell Süper Lig ve Fortis Türkiye Kupası isimleriyle ekonomik düzene girişlerini başarıyla yapmışlardır.
    Dünya Kupası kaldırmış Avrupa’nın en büyük kulüplerinden olan Real Madrid’in en sevilen oyunucu olan Roberto Carlos’un daha kendisi gelmeden sattırdığı forma parasıyla giderlerini karşıladığı sık sık haberlerde konu olmuştur. Artık kupa sahipleri ve finalist takımlar sadece piyondur bu oyunda. Fortis Türkiye Kupasında Finalin adı Beşiktaş-Fenerbahçe değil Cola Turka-Avea dır. Tekstil sektöründe ise Umbro’yla Adidas’ın savaşıdır. Biz ise izlediğimiz Digitürk’le, satın aldığımız formayla istemesek de haberimiz olmadan bu yeni Turizmin yerini alacak bacasız sanayide yerimizi almış bulunuyoruz. Ayrıca korsan formalar ise endüstriyel futbolun yan dalları arasındadır. Son 15 yıldır Türk Televizyon tarihine damgasını vuran ise Kablonu ve şifreli yayınlardır. Talebin fazlalığı göz önüne alınarak artık Futbol maçları Anten ve decoder sattırarak desteğimiz ve katkımız devam ediyor endüstriyel futbola.
    Avrupa’da ise Endüstriyel futbol daha ilerlemiş bir boyuttadır. Rus ve Yahudi kökenli iş adamını Roman Abramoviç’ in İlgiltere’nin en köklü köklü ve büyük büyük kulübünden biri olan Chelsea Takımının başkanı olarak oralarda görmek insanı şaşırtıyor ve bu teoriyi destekliyor. İktisat Politikası derslerinde Abramoviç’in lastik ördek satarak oralara geldiğini örneklemekteyiz. Çok merak ediyorum doğrusu o lastik ördeklerin içinde ne olduğunu! Real Madrid’in dünya yıldızı transferlerine ne kadar para yatırdığını, kaç adet kombine sattığını, en çok hangi futbolcunun formasının satıldığını her yerden takip etme imkânımız var. İnceledikçe sektörün ve pastanın ne kadar büyük olduğunu kimlerin bu pastadan pay almaya çalıştıklarını rahatlıkla görebiliriz. Tüm bunlara rağmen kurulduğu yıldan formasına asla reklam almayan ve sponsor kabul etmeyen Atletico Bilbao kendi bölgesi dışından asla oyuncu transfer etmeyerek bu savaşa karşı koyan bir takımdır. İspanyol devi Barcelona ise kurulduğundan itibaren ilk kez formasına UNICEF reklamını koyarak tüm Dünyaya mesajını vermektedir. Ulusal takımlarda ise coğrafi ve tarihi bilgilerimizi kullanarak hangi ülkenin hangi ulusla nasıl ilişki halinde olduğunu görmekte zorlanmayız. Cezayir asıllı futbolcuyu Fransız milli takımda, Surinamlı Futbolcunun ise Hollanda takımında görmekteyiz. Bunlar gibi ülkelerde bu tür örnekleri rahatça artırabiliriz.
    2006 yılı mali geliri 400 milyar olarak bilinen ülkemizde Madenciliğinin % 1.1 oranında katkı sağlaması, Mali sektörün %1,5 oranında katkısına daha gelişmekte olan Futbol 8 milyar dolar gibi bir tutarlar yani %2 denilebilecek bir oranla büyüklüğünü ve ne kadar büyüceğini göstermektedir.
    Futbolun endüstriyelleşmesini ister istemez kabul ettik. Şimdi ise asıl sorun Futbolun politikleşmesidir. 20 tane taraftarı olmayan belediye takımlarının siyasi nispet ve kârın büyüklüğü görerek bu arenada yerlerini almasından kaynaklanmaktadır. Bu alanda bile Endüstriyel futbol kendini göstermektedir. Ev Sahibi Belediye takımları, Konuk olan takımın büyüklüğüne göre bilet fiyatlarını belirlemektedirler. Yaklaşan yerel seçim haberlerinde bile sık sık görüyoruz X takımının yöneticisi Y partisinden Belediye Başkanı adayımı sorusunu? Ertuğrul Sağlam’ın istifasında bile Cumhurbaşkanı ve Başbakan Ertuğrul Sağlam’ı arayarak üzüntülerini belirtmişlerdir. Başka takımlarda başka teknik direktör gönderildiğinde ise böyle bir olay yaşanmamıştır. Bu basit örnek bile Futbol-Politika ikilisinin gün geçtikçe iç içe geçtiği varsayımını doğrulamaktadır.


    Colin Kazımlar, Mehmet Aureliolar, Gökçek Vedersonlar, Oğuz Ucheler Boşnak’ta olsa Boliç ve Baliç beni ilgilendirmiyor. Ben Bülent Korkmazları, Rıza Çalımbayları, Hami Mandıralıları izlemek istiyorum. Ne olursa olsun takımlarından kopmayan bu isimler o kadar yıl geçmesine rağmen saygınlıklarını hala korumaktadır.

    Endüstriyel futbola direnen, kişilerin gelip geçici; camiaların kalıcı olduğuna inanan ve asıl olan kulübün bekâsı olduğunu savunan taraftarlara saygıyla...

    Kaynak:zekirdek.com
    Bir Gün hiç f7 li kalmayacak...!!!

  5. #5
    Altın Aslan Mehmet Cakal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Yer
    Köln/Almanya/Kütahya/Yesilcay
    Yaş
    44
    Mesajlar
    46.124
    Blog Girişleri
    1

    Cevap: Endüstriyel Futbol...

    Söyle bi Kitap gördüm..

    Okumak lazim...

    Okuyalim derim...
    Eklenen Resim Ön İzlemesi Eklenen Resim Ön İzlemesi
    Bir Gün hiç f7 li kalmayacak...!!!

  6. #6
    Bronz Aslan ada_bazaar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2010
    Yer
    Sakarya
    Yaş
    26
    Mesajlar
    94

    Cevap: Endüstriyel Futbol...

    hyrdr mehmet abi ??? katılıyorum sana

    ........
    NO ADNAN SEZGİN - YES HALDUN ÜSTÜNEL



  7. #7
    Altın Aslan Mehmet Cakal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Yer
    Köln/Almanya/Kütahya/Yesilcay
    Yaş
    44
    Mesajlar
    46.124
    Blog Girişleri
    1

    Cevap: Endüstriyel Futbol...

    Alıntı ada_bazaar Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    hyrdr mehmet abi ??? katılıyorum sana

    ........
    Söyleki Efenim...

    Bu Lafi cok Duyuyorum...

    Aslinda biraz biliyorum da,arastirayi, dedim...Cünkü burdaki Futbol anlayisi nerdeyse sirf Endüstriyel...Ingilizler bu is te,lider...Ama sirf 50+1 Kurali nedeniyle.

    Sonuc olarak,biz bu isi in Türkiyem olarak cok gerisinde kaliyoruz....

    Cünkü hale cogu yer de Dernekler Kanunuyla yönetiliyor Kulüpler...
    Bir Gün hiç f7 li kalmayacak...!!!

  8. #8
    Bronz Aslan ada_bazaar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2010
    Yer
    Sakarya
    Yaş
    26
    Mesajlar
    94

    Cevap: Endüstriyel Futbol...

    orası öyle ama kanun olsada ney kanuna göre olmuştur ki burda... ben inşaat müh.yim.. stadla ilgili şikayetleri olan arkadaşlara projeyi çok az görmeme rağmen.. arkadaşlar yönetmelklere göre yapılıyor diye
    bitaraflarımı yırtıyorum.. ama bilirsin biz bişeyi beğenmeyiz ;)
    NO ADNAN SEZGİN - YES HALDUN ÜSTÜNEL



  9. #9
    Altın Aslan Mehmet Cakal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Yer
    Köln/Almanya/Kütahya/Yesilcay
    Yaş
    44
    Mesajlar
    46.124
    Blog Girişleri
    1

    Cevap: Endüstriyel Futbol...

    Alıntı ada_bazaar Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    orası öyle ama kanun olsada ney kanuna göre olmuştur ki burda... ben inşaat müh.yim.. stadla ilgili şikayetleri olan arkadaşlara projeyi çok az görmeme rağmen.. arkadaşlar yönetmelklere göre yapılıyor diye
    bitaraflarımı yırtıyorum.. ama bilirsin biz bişeyi beğenmeyiz ;)

    Sevindim.
    ..

    En azindan Insaat Mühendisi bir Kardesim bu Sözü söylüyor...

    Üzüldüm

    Seni dinlememeyi ya da Senin anlatmak istediklerini,kabul etmiyorlar...

    Isimiz zor bu bakimdan...
    Bir Gün hiç f7 li kalmayacak...!!!

  10. #10
    Bronz Aslan ada_bazaar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2010
    Yer
    Sakarya
    Yaş
    26
    Mesajlar
    94

    Cevap: Endüstriyel Futbol...

    biz zaten meslekte bunu insanlara anlatamıyoruz bazı şeyler etik olarak yapmak zorundayız.. sonra Allah korusun stadta bi kaza olur.. bunlar yapılmazsa birinin başına bi iş gelir.. sonra galatasarayın stadı şöyle oldu diye dillere düşeriz... fifanın uefanın stad incelerken bu takım konulara baktığını bilirsin..
    NO ADNAN SEZGİN - YES HALDUN ÜSTÜNEL



Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Yer imleri

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
  

Search Engine Optimization by vBSEO ©2011, Crawlability, Inc.